Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)

En çok merak ettiğiniz sorulara burada yanıt bulabilirsiniz

Tuna Akvaryum olarak bilgi birikimimizi sizlerle paylaşıyoruz, en çok merak ettiğiniz ancak forumlarda konusunda uzman olmayan kişilerin yorumları ile kulakdan dolma bilgi kirliliğine yer vermeden bizzat 15 yıllık tecrübelerimiz doğrultusun da merak ettiğiniz konulara cevap bulabilirsiniz.

Rodaj camin elmas kesiminden sonra CNC rodaj makinesinde kenarlarının işlenerek pürüzsüz ve parlak bir yüzey elde edilmesi için kullanılan, tıraşlama, taşlama, fırçalama ve parlatma aşamalarından oluşan bir işlemdir. Bu işlem sonucunda camın kenar yüzeyleri, ön yüzeyleri kadar temiz ve pürüzsüz bir yapıya kavuşur. Bu işlem sayesinde camin kesim kenarlarındaki kılcal çatlak ve çapaklar, dalaklı kesimler temizlendiği gibi camin elmas kesiminden sonra kırılırken oluşabilecek verev kırılmalar da düzeltilerek düz ve temiz bir kenar elde edilir. Cam kalınlığı arttıkça elmas kesimiyle yapılan kırmalar yanal olarak daha verev bir şekilde oluşur. Rodaj işleminde bu tür açısal hatalar ve verev kırılma yüzeyleri düzeltilmiş olur. Rodajlı camlar normal elmas kesimi camlara göre daha iyi yapışırlar ve kenarlarından alabilecekleri darbelere ve gerilimlere karşı normal kesimli camlardan çok daha mukavemetli olurlar. Bu nedenle 10 mm ve üzerinde cam kalınlığı gerektiren ölçülerde Rodaj bir seçenek değil yapılması gereken zorunlu bir işlemdir. Camların rodajsız olması keskin olduğu anlamına gelmez rodajsız camların kenarları da akvaryum yapılmadan önce zımparalanarak keskinliği giderilir. Ancak rodajlı camdan yapılan akvaryum rodajsız camdan yapılan akvaryumlara göre daha güvenli ve mukavemetli olur. Tuna akvaryumdan alacağınız hiçbir üründe keskinlik gibi bir durum söz konusu değildir, Atölyemizde rodajsız cam kullanılmamaktadır.

El rodajı son bir kaç yılda akvaryum imalatçıları tarafından kullanılmaya başlanan bir kandırmaca bir ifade oldu. Gerek ikili görüşmelerde gerek web sitelerinde ve ilanlarda el rodajlı ve fabrika rodajlı fiyatı vb gibi ifadeler görülmeye başlandı. Oysaki el rodajı diye bir şey yoktur. Bu ifade piyasada kendiliğinden bir şekilde ortaya çıkan ve insanların da kullanmaktan nedense kaçınmadıkları uydurma bir sözdür. Rodajın ne olduğunu bilmeyen kişiler bu yalan ifade ile rodajlı camdan akvaryum yaptırdıklarını zannediyorlar maalesef. Camı elle rodajlamak mümkün olmadığı gibi bunu deneyende olmaz. Rodaj ancak CNC makinelerde yapılabilen bir işlemdir. Bu nedenle rodaj olayında el rodajı ve fabrika rodajı diye bir ayrım yapmak da mümkün değildir. Rodaj rodajdır ve cam işleme fabrikalarında CNC makineler tarafından yapılabilir ancak. Cama elde yapılabilecek tek işlem kesimden sonra oluşan keskin kenarlarının elde zımpara edilmesidir bu da ancak elinizin kesilmemesi için yapılan bir işlemdir. Bu işlem rodaj olmadığı gibi rodajın sağladığı faydaları da sağlamaz.

Özellikle büyük ebatlı akvaryumların taşınması sırasında ağırlığından ve ebatlarından dolayı kazalar yaşanabilmektedir. Bu tür hasarların kullanıma engel bir durum olup olmadığı akvaryumun imalatçısı tarafından tespit edilmesi gerekir. Taşıma esnasında oluşan hasar eğer camın çapak atması şeklinde ise ve çapak atan bölge camların birleşim noktasından daha içeriye doğru oluşmadı ise risk faktörü içermez ve genellikle kullanımına engel bir durum teşkil etmez. Ancak akvaryumun camlarında oluşan bir çatlak risk taşır. Özellikle 5-6 cm e varan bir çatlak durumunda akvaryum kesinlikle kullanılmamalıdır. Çatlaklar mekaniği gereği en kısa yoldan tekrar dışarıya doğru yönelme eğilimde olsalar da camın merkezine doğru yürüme ihtimali de vardır. Akvaryumlarımız bir fark etmesek de sürekli hareket eden yapılardır. Isı değişimlerinde su değişimlerinde camlar sürekli genleşir ve küçülürler. Akvaryumda oluşan en ufak bir çatlağın dahi zamanla ne tarafa yöneleceğini bilmek olanaksızdır. Bu nedenle çatlak oluşan akvaryumlar tamir edilmelidir.

Normalde akvaryum silikonu ile imal edilmiş bir akvaryumun ilk kullanımdan önce yıkanmasına gerek yoktur. Çünkü akvaryum silikonları anti bakteriyel ve solvent içermeyen silikonlardır, silikonları tam kurumuş bir akvaryumun ilk kullanımdan önce yıkanması gerekmez, camların tozunu almak adına nemli bir bezle camları silinebilir. Ancak akvaryumun imalatından önce ya da sonra camlarının tiner, gazyağı, solvent içeren temizlik maddeleri, deterjan vb ile temizlenmesi gibi bir işlem yapıldıysa akvaryumun kullanılmadan önce tuzlu su ise yıkanması yerinde olur. Bu nedenle konu akvaryumu yapan imalatçıya sorularak o şekilde hareket etmek gerekir.

Taşırma ve kule sistemli akvaryumlarda ses oluşumu sık yaşanan bir sorundur. Sesin ana kaynağı taşırma borusu içindeki suyun dönerek inmesi ve dirsek noktalarında ki çarpma sesidir. Su sesinin olması gerekenden fazla olmasına yol açan birkaç etken vardır. Taşırma borusunun gereken çaptan küçük olması ya da kullanılan sump motorunun gerekenden daha yüksek debide olması öncelikli nedenlerdir. Bunun dışında taşırma kulesinin ölçülerinin de gerekenden küçük olması ses oluşmasına neden olabilir. 40 mm çapındaki tek taşırma borusu için kule minimum 12*12cm ölçülerinde, 50 mm taşırma borusu için de kule minimum 14*14 ölçülerinde olmalıdır. Taşırma tesisatı üzerinde kullanılan dirsekler de sese neden olan diğer etkenlerdendir. Mümkün mertebe az sayıda dirsek kullanılması sesi azaltacaktır, hatta hiç dirsek kullanmadan taşırma borusunun altına gırtlak hortum takılarak sumpa bağlantı yapılabilirse ses düzeyi daha da düşük olacaktır. Her ne durumda olursa olsun sump sistemli akvaryumlarda bir miktar su sesi olması kaçınılmazdır. Nizami yapılan taşırma kulesi ve tesisatlarında bile bir miktar ses olacaktır. Ancak bu konuda da sesi biraz daha kesmek için yapılabilecek manuel uygulamalar mevcuttur. Bu konuda çok etkili iki farklı yöntem vardır ancak kendimize ait üretim tekniklerini burada paylaşmak istemiyoruz. Tesisat borusu içine bioball doldurmak da çok uygulanan bir yöntem olmakla birlikte sese etkisi düşük olan bir uygulamadır.

Öncelikle su sızıntısının taşırma tesisatlarından ya da dış filtre vb tesisatlarından kaynaklı olmadığından emin olmak gerekir. Sızıntının akvaryumdan kaynaklı olduğundan eminsek imalatçısı ile görüşülerek yardım istemek en doğrusudur. Çünkü sızdırma dışarıdan bir müdahale sonucu oluşmadı ise yani zamanla kendi kendine olan bir durum ise kullanıcı kaynaklı bir sorun da değildir. Muhakkak ki imalatında bir hata var demektir. İmalatçının böyle bir durumda ürününün arkasında durmalı ve geçici bir akvaryum temin edip balıklar nakledildikten sonra sızdırma sorununu çözmelidir. Bu aşamada sizin yapabilecekleriniz sınırlı da olsa öncelikle su seviyesini indirmek gerekir. Sızıntı su seviyesi azaltıldığında durabilir ancak durmuyorsa tamamen boşaltmak gerekecektir. Çünkü bu durumda kullanılmaya devam edilen akvaryum mobilyasına ve evinize de zarara verecektir. Sızdırma durumundaki akvaryum rahatlıkla silikonları yenilenerek sızdırmaz hale getirilebilir. Bunun dışında camların yapışma noktalarında oluşan açılmadan kaynaklı bir sızıntı söz konusu ise akvaryumun sökülerek eski silikonlarını temizlenip yeniden yapıştırılması gerekir. Yapışma bölgelerindeki açılmadan kaynaklı sorunlarda içerden tekrar silikon çekilerek tamir edilmesi kesinlikle yanlış bir uygulama olur. Ancak camlarda açılma söz konusu değilse içerden yeniden silikon çekilmesi sorunu çözmeye yeterlidir. Akvaryumun bir defa sızdırmış olması ve tamir edilmesi de sizi rahatsız etmesin. Nizami yapılan tamirden sonra akvaryumunuz sıfır bir akvaryum gibi olacaktır.

Akvaryum 3 nedenden dolayı patlar: 1. İmalat hataları, 2. Zemin hataları, 3. Kullanıcı hataları. İmalat Hataları: Akvaryum yapımına uygun olamayan tür camların kullanılması, defolu cam kullanılması, nizami yapıştırılmamış akvaryumlar, akvaryumun camlarındaki kesim ve gönye hataları, akvaryum yapıştırılırken camların ters gönyeye gelmiş olması, kasıntılı imalatlar yani bantlar yardımı ile çektirilerek yapıştırılmış akvaryumlar, yanlış yapılan cam kalınlığı hesapları, sehpası ve mobilyasında gönye bozukluğu olan akvaryumlar, sehpasının içine oturan akvaryumlarda kenarlarda çalışma paylarının verilmemiş olması gibi durumlarda akvaryumun patlaması da muhtemeldir. Zemin Hataları: Akvaryum sehpasının ayaklarının tamamının yere tam olarak basması gerekir. Zemine basmayan boşta kalan ayak olmamalıdır, mobilya sehpanın akvaryumu üzerine koymadan önce sallanmadan yere tam olarak basıyor olması gereklidir. Çünkü akvaryum sehpaları tam gönyeli imal edilirler ve akvaryumun oturacağı sehpanın yüzeyi akvaryum tabanın tamamının boşluksuz oturacağı şekildedir. Mobilya sehpanın ayakları altında boşluk kalması durumunda sehpa içinde demir ya da ahşap iskelet dahi olsa esneme yaşanacaktır. Ayrıca akvaryum ile mobilya sehpası arasında strafor ya da yer matı gibi yumuşak bir malzeme kullanılmaması da akvaryumun patlamasına neden olabilir. Kullanıcı hataları: Akvaryuma dışarıdan gelecek etkiler.

Öncelikle umarım başınıza asla böyle bir şey gelmez. Akvaryumunuz ilk kurulumdan sonraki 1-2 hafta içinde patlamazsa bundan sonraki zamanlarda böyle bir olay yaşama ihtimaliniz çok düşüktür. Yapısal bir hatası ya da zemin problemi olan bir akvaryum 1-2 hafta içinde patlar. Bir imalatçı olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim 1 aydan uzun kullanılmış bir akvaryum patladı ise önce zemine bakılmalıdır zeminde bir sorun yok ise akvaryum sehpasına bakılmalıdır onda da sorun yok ise camlar çektirilerek yapıştırılmış ve kasıntılı bir imalat yapılmış demektir. Sorun zeminde ise imalatçı ortada imalatçı açısından bir konu yoktur. Tuna akvaryum olarak mobilyalı akvaryumlarımıza ticaret bakanlığı onaylı 10 yıl garanti belgesi veriyoruz.

Esasında akvaryumlarda kayıt kuşak kullanılması şart diye bir şey yoktur. Yani yapılan her akvaryuma kayıt kuşak atılması gerekmez. Bu durum kullanılan cam kalınlığına ve akvaryumun yüksekliğine bağlı bir olaydır. Gerekenden daha kalın kullanılan camlarda ya da yükseklik faktörü düşük olan akvaryumlarda kayıt gerekmez. Özellikle tabana atılan kayıtlar yükseklik faktörü olmayan akvaryumlarda tamamen gereksizdir. Taban camı yerine yerleştirildikten sonra akvaryum ölçüleri dikkate alınarak iyi bir conta silikon çekimi fazlasıyla yeterli olur. Eheim gibi dünya çapında akvaryum üretimi ve ihracatı yapan bir firmanın bile akvaryumlarında tabanda kayıt uygulaması olmadığını görüyoruz nitekim. Akvaryumdaki en kuvvetli yapı yan camlardır. Hem ebat olarak küçüktür hem de 3 tarafından diğer camlara bağlıdır. Ebatları küçük olduğu için esnemesi de mümkün değildir ve daha sağlam bir yapı oluşturur. Ön ve arka camlar da 3 kenarından bağlıdır ancak uzunlukları daha fazla olduğu için orta noktalarından esnemeye meyillidirler. 10 mm cam bir metre uzunlukta %4 oranında esneyebilir. Daha fazla esnemesi kırılmasına neden olabilir bununla birlikte sürekli esneme yönünde eğilim gösteren bir cam uzun vadede sürekli tansiyon altında kalır ki buda malzemeyi yorar ve riski artırır. Bu nedenle üstten kayıt ve kuşak atılması genelde doğru olan ve yapılması gereken uygulamadır. Ayrıca üstten atılan kayıtlar buhar camlarınızın konulabilmesi için de mükemmel bir zemin oluşturur. Daha açıklayıcı bir örnek vermek gerekirse 160*60*60 ebatlarında bir akvaryum 10 mm camdan yapılıyorsa tabandan ve üstten kayıt gerektirir ancak 12 mm den yapılıyorsa hiç kayıt atılmadan da rahatlıkla kullanılabilir. Bununla birlikte 100*50*60 ölçülerinde 10 mm den yapılan bir akvaryum içinde kayıt kuşak şart değildir normalde bu ölçü 8 mm camdan güvenli olarak imal edilebilir ancak üstten kesinlikle kayıt gerektirir. Akvaryum imalatı yapan kişiler geçmiş tecrübelerinden ve cam hesaplama yöntemlerinden yaralanarak size bu konuda en doğru bilgiyi verirler.

Akvaryumun kayıt camının çatlamasına neden olacak bir defo yok ise yani nizami ölçü ve kalınlıkta imal edilmiş kayıt camı akvaryumun kayıt üzerine yaptığı basınç nedeniyle çatlamış işe bu kısa sure sonra akvaryumun da patlayacağı anlamına gelebilir. Kayıt kırılmasını peşinden genelde akvaryumun patlaması olayı gelir. Akvaryum kayıtlarının kırılması durumunda acilen akvaryumun su seviyesi düşürülmeli ve imalatçısından yardım istenmelidir. Akvaryumun cam kalınlıkları ve ölçülerine göre nizami şekilde yeniden kayıt atılmalıdır. Akvaryumun kayıtları olması gerekenden daha ince camdan ya da eni olması gerekenden daha dar ise yine kayıt kırılabilir.

Akvaryumların altına yapılan ahşap iskeletler de demir sehpalar kadar yük taşıyabilirler. Hatta bazı yönleri ile demir profillerden daha üstündürler (doğal malzeme olmaları ve pas yapmaması gibi). Taşıyıcı iskeletin yapıldığı malzeme ister demir ister ahşap olsun ne şekilde yapılacağı taşıyacağı yüke göre projelendirilmeli ve gönyesinin düzgün olması gerekir. Ahşaptan bina köprü tekne bile yapılabildiğine göre bu soruyu sormak bile gereksizdir. Ancak ahşaptan yapılacak iskeletler için fırınlanmış ve planyadan geçirilmiş kaliteli ahşap keresteler tercih edilmelidir. Piyasada bu özelliklerdeki ahşaplar “ekstra ahşap doğrama” olarak satılmaktadır. Bunun dışında inşaat kerestesi olarak satılan genellikle “beşe on” diye bilinen keresteler akvaryum sehpası yapmak için pek uygun değildir. Bu tür ahşaplar keresteler genellikle taşıyıcı gücü yüksek olmayan ağaçlardan yapılır (kavak gibi), ayrıca fırınlanmış olmadığı için zamanla dönme yaparak iskeletin gönyesinin bozulmasına ve hatta akvaryumun patlamasına dahi neden olabilir.

Ekstra clear cam ışık geçirgenliği normal cama göre daha yüksek olan bir camdır. Normal camın doğal rengi hafif yeşildir ve arkasındaki görüntüyü de hafif yeşil gösterir. Cam kalınlığı arttıkça görüntü daha da yeşile döner. Cama yeşil rengini veren ise cam hamuru içindeki demir elementidir. Demir minerali cama sertlik ve dayanım kazandırır. Cam hamuru içindeki demir minerallerinin kimyasal yöntemlerle ayrıştırılması ile Ekstra Clear Cam elde edilir. Bu nedenle ekstra clear camlar arkalarındaki görüntüyü daha net daha berrak gösterirler ancak demir içermedikleri için normal camlardan daha yumuşak bir yapıdadırlar. Basınca dayanımları daha düşüktür ve daha kolay çizilirler. Türkiye’de ekstra cam üretimi birkaç firma tarafından denemesine rağmen sonuçlar çok başarılı olmadı. Şişe cam da ekstra cam üretimi ile ilgili çalışmalar başlatmıştır ancak şu an piyasadaki en iyi clear cam şişe cam tarafından Fransa’dan ithal edilmektedir. Akvaryum imalatında nizami ölçüler ve cam kalınlığında ekstra clear cam tercih edilebilir. Özellikle 10 mm den kalın cam gerektiren ölçülerde görüntüdeki fark ilave maliyetine değecektir.

Yükseklik faktörü fazla olan akvaryumlarda bu durum ilk su doldurulduğunda da yaşanabilir. Akvaryumda yapışma yüzeylerinde oluşan beyazlaşma silikonun açılma yönünde eğilim gösterdiğine işaret eder. Özellikle 8-10 seneden uzun kullanılmış akvaryumlarda böyle bir durum meydana geldi ise artık akvaryumun silikonlarının yenilenme zamanı gelmiş demektir. Yeni imal edilmiş yüksek akvaryumlarda da hafif bir beyazlaşma olabilir ancak bu durum bir sorun yaşatmaz.

Uzun süre kullandığınız akvaryumunuzun yapışma yüzeyleri beyazlamaya başladı ise ya da bu bölgelerdeki silikon renginde değişimler yaşıyorsanız yenileme zamanı gelmiş demektir. Sağlıklı silikon esnek ve parlak renkte olmalıdır. Akvaryumunuzun silikonlarını incelediğinizde ufak bir parçasını torna vida ya da maket bıçağı bir aletle yerinden rahatlıkla koparıp alabiliyorsanız ve çektiğinizde esnemeden kopuyorsa silikonların ömrü artık dolmuş demektir. Bu durumda imalatçısı ile görüşerek silikonların yenilenmesini talep edebilirsiniz. Tuna Akvaryumda silikon yenileme işlemleri ücretsiz yapılmaktadır.

Akvaryumlarınızın mobilyası içine demir ya da ahşap bir konstrüksiyon yapıldı ise akvaryumu direkt bu zemin üzerine koymalısınız. Tabi ki arada bir strafor ya da yer matı olmazsa olmazdır. Ancak İskelet üzerine ayrıca bir MDF kesip koymak doğru değildir. Mobilyanız sadece MDF Lam dan üretilmiş ise akvaryum oturum yerinde muhakkak bir MDF olacaktır ve bu zemin akvaryumun baskısına göre esneyebilir ancak demir ya da ahşap bir konstrüksiyonda esneme söz konusu olmadığı için üzerine MDF kesilip konulması zeminde sorun yaratabilir. Demir ya da ahşap bir konstrüksiyona giydirme mobilya sehpalarında iskelet üzerine strafor koyarak akvaryumu oturtmak en doğru kullanım şeklidir. Demir ya da ahşap bir konstrüksiyon üzerindeki strafor zemine göre rahatlıkla şekil alabilirken MDF zemin üzerinde yüzey alanı çok geniş olduğu için şekil almakta yetersiz kalacaktır. Bunun dışında bir diğer önemli konu da demir ya da ahşap bir konstrüksiyon üzerine konulan MDF nin ıslanması ve şişmesi durumunda sadece yukarı doğru genleşeceğinden akvaryumunuzun patlamasına dahi neden olabilir. Ancak içinde demir ya da ahşap bir konstrüksiyon olmayan mobilyalardaki MDF zemin aşağı yönde esneyip genleşebileceği için sorun yaratmayacaktır. Bu konu biraz karışık umarım anlamışsınızdır.

Akvaryum imalatında normalde günde 2 mm kuruma hesap edilir. Yani 10 mm bir cam için 5 gün kuruma süresi nizamidir. Ancak esasında durum biraz daha karışıktır. Çünkü kuruma dıştan merkeze doğru gerçekleşir ve esasında birinci günde dıştan içe 3 mm olan kuruma sonraki gün 2 mm sonraki gün 1 mm sonraki gün daha da az olacak şekilde kuruma gerçekleşir. Örneğin akvaryum kayıtlarına daire şeklinde uyguladığımız silikonun merkeze kadar tam kuruması 1 aydan uzun zaman alır. Ancak bu noktalara uyguladığımız daire şeklindeki silikonun 8-10 mm kalınlıkta kuruması kullanım için fazlasıyla yeterlidir. Esasında biraz karışık bir algoritması olan silikonun kuruma süresini cam kalınlığını baz alarak günde 2 mm olarak formüle ederek kullanıyoruz. Bu da 8 mm cam için 4 gün, 10 mm cam için 5 gün, 12 mm cam için 6 gün kuruma süresi gerekiyor demektir. Extreme ölçülerde olmayan bir akvaryum yapıştırıldıktan 24 saat sonra rahatlıkla taşınabilir ancak su doldurulması için tam kuruma süresini beklenmesi gerekir.

Sump sistemli olan ya da mobilya sehpasının altında ayrıca bir yavruluk ya da su dinlendirme tankı olan akvaryumların mobilyalarının arkalarının açık olması gerekir. Sump ve dinlendirme tankı üzerinde buhar camı olsa dahi, mobilya arkasında havalandırma delikleri olsa dahi mobilyanızın daha uzun ömürlü olmasını istiyorsanız arkasının açık bırakılması gerekir. Akvaryumlarımızın altındaki mobilyaları evdeki diğer mobilyalarımız ile karıştırmayalım. Çünkü akvaryum altındaki mobilyalarımızın öncelikli görevleri uzun seneler boyunca üzerlerindeki ağır yükü sorunsuz taşımaları gerekir. Bu nedenle nemden en üst düzeyde korumalıyız. Bir mobilyanın şişmesi için sürekli ıslaklığa maruz kalmasına gerek yoktur ortam neminden dahi şişebilirler ve vida tutma taşıma kabiliyetlerini zamanla kaybederler. Bu nedenle akvaryum mobilyalarımız mümkün mertebe havadar kuru ve temiz olmalıdır.

İmalatçı olarak sıkça karşılaştığımız bir konu da budur. Normal bir akvaryumun saatte 3,5 defa su devridaim etmesi gerekir, bu en optimal filtrasyon için geçerlidir. Yani 1000 litrelik bir akvaryumu baz alırsak saatte 3,5 defa filtre içinden geçmesi gerekir. Bu da saatte 3500 litre suyun dönmesi demektir. Sumplar için de dış filtreler için de aynı şey geçerlidir. Dış filtre üreticileri de saatteki su devrine göre belirli hacimlerde filtreler üretirler. Akvaryum imalatçıları da sump ölçülerini saatte akvaryum litresini 3,5 katı su geçeceğini hesap ederek sump ölçülerini ve şaşırtma camlarının yüksekliklerini hesaplarlar (en azından biz böyle yapıyoruz). Taşırma kulesinin ebatlarından tutun da taşırma borusu çapı, sump ebatları, sump kulesinin ölçüleri, sump içi şaşırtmaların seviyeleri, sump içindeki motor bölümünün genişliği, elektrik kesintisinde akvaryumdan taşacak su miktarı ve sumpın balast kapasitesi vb birçok konu saatte 3,5 tur formülü üzerine baz alınarak hesap edilir. Ancak bizim insanımızda hep daha fazlası daha büyüğü daha iyidir mantığı olduğu için 500 litre akvaryuma 5000 litre/saat kapasiteli motor takar ve biz ona bir turlu anlatamayız. Boru dar der, boru yüksek olmuş der, kule dar olmuş der, sumpın motor bölümünde su kalmıyor der, akvaryumda su kayıtların üzerine çıkıyor der, sumpta su kalmıyor su ekliyorum bu defa motor durunca sump taşıyor der, der de der. Her aşamasında söyleriz motor büyük diye ama genelde dinlemezler. Bir kere almış kullanmış geri veremeyeceği için o motora akvaryumu uydurmak adına boruyu keser, kuleyi tahrip eder akvaryumun anasını ağlatır yani. Siz onlardan olmayın işte saatte 3,5 tur hesap ederek bir kafa motoru alın takın devam edin rahat edin gerekenden biraz daha büyük bir motorunuz var ise debi ayarını kısın ya da geri dönüş hattı üzerine bir vana koymayı deneyin. Gereğinden yüksek debili bir motor gerektiren özel bir durumunuz var ise akvaryum siparişi verirken imalatçınıza durumu anlatın ona göre bir taşırma kulesi borusu ve sump ölçüsü yapılmasını talep edin. Unutmayın imalatlarımızı arkadaşınızın kullanmadığı kafa motorunu size hediye edebileceğini bu motorun da ihtiyacınız olanın iki üç katı debide olabileceğini hesap ederek imalat yapmıyoruz.

Lazer yapıştırma diye bilinen yapıştırma tekniği UV lamba ile sertleştirilerek yapılan bir yapıştırma tekniğidir. Genelde müze camekanları, kuyumcu cam tezgahları vb alanlarda kullanılır. Akvaryum yapımında ise kesinlikle uygun değildir. UV yapıştırma (lazer yapıştırma) basınç, genleşme ve sızdırmazlık gerektirmeyen alanlarda kullanılabilir. Ancak akvaryumlarımız hareketli sistemlerdir ve camlarımız ısı değişikliklerinde ve su değişimlerinde genleşip küçülürler. Bu nedenle camlarla birlikte hareket edebilecek en mükemmel akvaryum yapıştırma elemanı da akvaryum silikonlarıdır. UV yapıştırmalar basınç altında hareket etmedikleri için su koyulduğunda kırılma ihtimali yüksektir ayrıca bu yapıştırıcıda sızdırmazlık sağlamak da zordur. Akvaryum için uygun bir yapıştırma yöntemi değildir.

Akvaryum imalatında normal uygulama da yapışma yüzeyleri arasında hava kabarcığı kalmamalıdır. Ancak uygulamadaki hatalar, camdaki kesim hataları ya da kullanılan silikondan kaynaklı bazı durumlarda hava kabarcığı kalabilir. Kabarcıklar dağınık halde ve eser miktarda ise sorun teşkil etmeyecektir. Ancak yapışma alanını boyunca kabarcıklarla dolu ve kabarcıklar arası mesafeler mm’ler seklindeyse ya da kabarcıklar iri boşluklar şeklindeyse tehlikeli olabilir. Bu durumda akvaryum imalatı yapan bir kişinin görmesinde fayda var. Gerekirse bu cam sökülüp eski silikonları temizlenip yeniden yapıştırılmalıdır. Bunun dışında yaşayabileceğiniz bir diğer sorun ise şudur: yapışma yüzeylerinde normalde hava kabarcığı görülmediği halde su doldurduktan sonra yapışma yüzeyleri boyunca minik hava kabarcıkları görünmesi. Bu özellikle yükseklik faktörü fazla olan akvaryumlarda sık yaşanan bir durumdur. Bu noktada kullanılan silikon ve cam kalınlığı ve yapıştırma tekniği nizami ise sorun yaşanması mümkün değildir. Ancak kalitesiz silikon ya da gerekenden ince cam kullanılması sonrasında böyle bir görüntü oluşuyorsa akvaryumu kullanmak riskli olabilir. Bu durum su basıncı karşısında silikonların esnediği ve açılma yönünde eğilimde olduğunu gösterir. Bu şekildeki bir akvaryum da imalat tecrübesi olan biri tarafından incelemeli ve gerekiyorsa akvaryumun güçlendirilmesi yönünde önlem alınmalıdır.

Silikon maddesinin normalde bir çözücüsü yoktur. Çözücüsü olmayan bir madde ise suya salınım yapamaz. Akvaryum silikonları içinde bulunduğu sudan kaynaklı çözünemez ve salınım yapamaz. Bu nedenle akvaryumlardaki silikondan kaynaklı canlı zehirlenmelerinde ya anti bakteriyel silikon kullanılmamıştır ve buna bağlı olarak zararlı bakteri popülasyonu silikon yüzeyler üzerinde aşırı derecede çoğalmıştır; ya da solvent içeren bir silikon kullanılmıştır ve solventin suyu bozması sonucu canlı ölümü yaşanmıştır. Şu anda piyasada kullanılan silikonların birçoğu solvent içermemektedir ve anti bakteriyeldir. Bu özelikler sadece akvaryum silikonuna has özellikler değildir. Bu özellikleri taşıyan her tur silikonla akvaryum yapıştırılabilir ve canlılarınız zarar görmez. Ancak akvaryum imalatı için üretilen akvaryum silikonlarının diğer silikonlardan farkı daha uzun omurlu olmaları, daha kuvvetli bir yapıştırma gücü olması, ısı ve soğukluk karsısında yüksek performans sergilemeleridir. Bu nedenle Tuna akvaryum olarak sadece bu amaçla üretilmiş anti bakteriyel ve solvent içermeyen akvaryum silikonları kullanıyoruz.

Silikon üreticilerinden alınan bilgiye göre silikon maddesinin normal kullanımda (temiz ve kuru bir ortamda) ömrü 25 yıl kadardır, akvaryum gibi sıcak ve sulu ortamlarda elastikiyet ve yapışma özelliğini 12-15 yıl sorunsuz koruyabilir. 10 yıldan uzun kullanılan akvaryumunuzdaki silikon ise özelliğini yitirmeye başlar. Bu süre akvaryum ısısı, güneş görüp görmemesi, su değerleri, kullanılan ilaç kimyasal ve katkılar gibi kullanım özelliklerinize göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle 10 yıldan uzun sure kullandığınız akvaryumunuzun silikonlarını uzman bir kişi tarafından incelenmeli gerekiyorsa silikonların temizlenerek yeniden çekilmesi yerinde olur.

Akvaryumlarımızda kullandığımız siyah ya da şeffaf silikonların renkleri dışında birbirlerinden hiçbir farkı yoktur. Ancak bunun dışında şöyle bir durum yaşanır. Siyah silikonlar piyasada şeffaf silikona Gore çok daha az satıldığı için siyah silikonlar genelde rafta uzun sure beklemiş olur ve tazeliğini yitirmiş olurlar. Silikonun da bir raf ömrü vardır ve 12 aydır. Bu sure sonuna doğru silikon niteliğinde de değişmeler olur. Silikon serin ve kuru bir ortamda saklanmalıdır. Vitrinde 8 ay beklemiş ve güneş altında kalmış bir silikonun ise performansı ve uygulama özellikleri de azalacaktır. Bu nedenle her iki silikonda ayni özelliklerde olmasına rağmen şeffaf silikon seçimi bizce daha doğru bir seçimdir. Bununla birlikte silikon alırken de satış hızı yüksek olan noktalardan almak ve SKT bakmak daha yerinde olur. Bu durumda her zaman taze silikon alma şansınız olur

Suya salınım yapabilen ve kimyasal bileşiminde canlılar için zarar verebilecek her tur malzeme akvaryum canlılarınıza zarar verebilir. Tuna akvaryum olarak hiçbir ürünümüzde akvaryum canlılarınıza zarar verebilecek malzemeler kullanmıyoruz. Kullandığımız tüm malzemeler suya salınım yapmayan; Solvent içermeyen, oksitlenemeyecek malzemelerdir. Ayrıca akvaryumlarımızda kullandığımız silikonlarda sadece bu amaçla üretilmiş ürünlerdir. Bu nedenle bizim ürettiğimiz ürünlerimizden canlılarınız kesinle zarar görmezler.

Akvaryumlarımızda kullandığımız çerçeve profili plastik ve eloksal alüminyum olup kesinlikle zamanla sudan kaynaklı deformasyona uğramaz. Bununla birlikte buhar camları olmayan ve havalandırılmayan ashap ya da MDF kapaklar zamanla sudan etkilenebilirler. Bu ahşap malzemenin doğası gereği kaçınılmazdır. Tuna akvaryum olarak tüm imalatlarımızda buhar camı standart olarak bulunmaktadır.

Evet, sorun olur. Akvaryumunuz tüm parçaları ile bütünsel bir yapı oluşturur. Bu yapının da tamamının sehpa üzerine oturması gerekir. Akvaryumunuzun sehpasından dışarı taşması durumunda asil yükü taşıması gereken köşe birleşim noktaları havada kalır ve yük sehpaya oturan alana aktarılır yani taban caminizin sehpaya temas eden yüzeylerine. Bu akvaryumunuz kesin patlar demek değilse de nizami bir durum değildir ve risk faktörünü artırmaktadır.

Akvaryumlarımızın altına sehpadaki küçük pürüzleri ve zeminden kaynaklı problemleri önlemek amacıyla zeminle akvaryum arasında strafor ya da yer matı kullanırız. Strafor zemine ve yükün geldiği bölgeye göre sekil alabildiğinden akvaryumunuz üzerine etkiyecek gerilimlerin bir kısmini bertaraf edecektir. Kullanılan strafor düşük yoğunluklu yumuşak bir strafor olmalıdır ki gerilim olan bölgelerde akvaryum altında ezilebilsin. Yüksek yoğunlukta olan sert straforlar gerilimi ve gönyesizliği almada daha başarısızdırlar. Bu amaçlı bir uygulama için 2 cm arası kalınlıkta olan yumuşak straforlar yeterlidir. Bu konu da strafordan daha başarılı bir malzeme olan yer matı da kullanılabilir. Strafor malzemeler yoğunluklarına göre farklı renklerde üretilirler. En sert ve yoğun olanı mavi renk olanıdır. Yeşil renk akvaryum için en uygun olanıdır. İkinci olarak da sarı renk tercih edilmelidir. Ancak bulamıyorsanız mavi renk strafor da kullanabilirsiniz.

Akvaryumunuz 400 litrenin üzerinde ise sehpasının içinde demir ya da ahşap bir sehpa olması şart değilse de olmasında fayda vardır. 600 litrelik bir akvaryum da sadece mobilya (MDF ya da Sunta) üzerinde duracak şekilde yapılabilir. Bu durum mobilya aksamının nasıl projelendirildiği ve inşa edildiği ile ilgilidir. Yani mobilya sehpalar yüküne uygun tasarlanırsa 1 ton bile rahatlıkla taşırlar. Ancak buradaki asıl soru şudur: Ne zamana kadar sağlıklı bir şekilde taşırlar? Akvaryumların su değişimleri, bakim ve temizleme zamanlarında muhakkak ki su sıçramaları ve taşmalar yaşanır. Bu durumda mobilyanız suyu emer ve zamanla şişer. Şişen mobilya vida tutma özellini ve taşıma kuvvetini yitirmeye başlar. Siz akvaryumunuzu her ne kadar özenli kullanırsanız kullanın mobilyanız zamanla esnemeye, yük alan bölgelerinden eğilmeye ve zamanla taşıma özelliğini yitirmeye başlayacaktır. Çünkü akvaryumlarınız sürekli hareket eden sistemlerdir. Özellikle içinde sump olan sistemlerde nemlenme ve mobilyanın deformasyonu daha hızlı olacaktır. Mobilyası içinde taşıyıcı iskelet olan sistemlerde ise yükün tamamı taşıyıcı iskelet üzerindedir ve mobilyalar da dahi iskelete tutturulur. Yani mobilyalarınız bırakın akvaryumunuzu kendi yüklerini bile kendileri taşımazlar. Tüm yükler iskelet üzerindedir ve bu konstrüksiyonun yük tasıma kapasitesi ile mobilyanın ki kıyaslanamaz. İskelet üzerine olan mobilya giydirmeleriniz de zamanla yıpranabilir. Bu durumda ayni iskeleti yeniden mobilya kaplatma imkanınız vardır. Uzun lafın kısası imkanınız var ise kesinlikle yaptırın yoksa mobilyanızı nemden mümkün mertebe koruyarak kullanmaya çalışın.

Ne yazık ki bu konudaki gerçekler şehir efsanelerinin gölgesinde kalmış durumda. Evinizdeki 1-2 tonluk akvaryum binanıza asla zarar vermez. Burada dikkat edilmesi sadece tek bir kriter vardır. O da akvaryumu salonun ortasına koymamak. Özellikle metrekare olarak büyük bir salonun tam ortasına 2 tonluk bir akvaryumu konumlandırmak tabla betonunun yani zeminin esnemesine neden olacaktır. Bu da hem akvaryum sahibini hem de alt kattaki komşunuzu rahatsız edecek bir durumdur. Özellikle havaleli yani büyük hacimli akvaryumların duvar diplerinki alanlarda konumlandırılması gerekir. Bunun dışında 300-400 litrelik bir akvaryumu evde nereye koyarsanız koyun bir sıkıntı yaratması mümkün değildir. 1-2-3 ton gibi hacimlere sahip akvaryumların ise duvar diplerinde konumlandırılması durumunda da bir sıkıntı yaşanması mümkün değildir. Genelde herkes şunu söyler, binalar yapılırken standart olarak metrekareye 500 kg yük hesap edilir. Doğru ancak bu metrekareye 500 kg dan fazla yük koyarsanız bina çöker demek değildir. Buradaki esas ölçüt metrekareye 500 kg yük gelecek bir ağırlığı taşıyabilecek kolan ve kirişlerin yapılması konusudur. Yani burada anlatılmak istenen binanın metrekaresi max. 500 kg yük çeker değildir. Binanın her metrekaresine 500 kg yük geldiğinde dahi binayı taşıyabilecek kolon, kiriş, lento ve bağlantıların ona göre yapılması anlatılmak istenmektedir. Akvaryumdan çöken bir bina henüz literatüre geçmiş değildir. Zaten akvaryumdan çökeceğini düşündüğünüz derece de kötü bir binada kendiniz oturmayın öncelikle. Akvaryumdan bina çökmez. Ancak 40-50 metrekare bir salonun ortasına da 2-3 ton yük koyulmaz. Akvaryumlar duvar diplerine konumlandırılmalıdır. Bu da sadece tabla betonunun esneme yapmaması için gereklidir.

Akvaryum camlarınızdaki çizikler tamir edilebilir ancak bu işlem yeni bir akvaryum edinmekten daha maliyetli olur. Çizik giderme her yerde yaptırabileceğiniz bir işlem de değildir. Bu nedenle çizilmeyecek şekilde özenli kullanmanızı öneririz. Akvaryumlarınızı temizlerken sarı yumuşak sünger kullanmanız yerinde olur. Sert metaller ve sert bulaşık süngerleri ya da telleri akvaryumunuzun uzun vadede çizikler içinde olmasına neden olur. Çiziklerin en büyük nedeni ise akvaryumu sildiğiniz sünger ile cam arasında kalan kum taneleridir. Çizikleriniz sizi ciddi rahatsız ediyorsa bir akvaryum üreticisine çizik olan camları ya da en azından ön camini değiştirtebilirsiniz.

Lamine Cam: Lamine cam renkli veya renksiz özel bağlayıcı polivinil butiral (PVB) bağlayıcı yardımıyla iki veya daha fazla cam plakanın ısı ve basınç altında birleştirilmesi ile üretilir. Kırılma halinde parçaları yerinde tutarak yaralanma risklerini azaltır. Bu özelliği nedeniyle lamine güvenlik camı olarak kabul edilir. Lamine camdan yapılmış bir akvaryumu bir çekiçle parçalasanız dahi dağılmadan tek parça halince kalır ve sı sızdırmaz. Bu nedenle özel güvenlik gerektiren akvaryum projeleri için en uygun can lamine camdır. Temperli Cam: Temperleme işlemi yatay hat üzerinde camın dış yüzeylerine basınç gerilimi, cam ortasına ise dolaylı bir çekme gerilimi kazandırmak için ısıtma ve soğutma aşamalarını içerir. Temperli cam işlemsiz cama göre yaklaşık 5-6 kat daha dayanıklı olup; kırıldığı zaman zar büyüklüğünde parçalara ayrılarak yaralanma riskini azalttığından güvenlik camı olarak kullanılır. Adi üzerinde normal büyüklükler ve normal kullanımlar için normal cam yeterlidir. Ancak akvaryum yüksek güvenlik gerektiren bir yerde konumlandırılacaksa (AVM, restaurant, lobi, açık ya da kalabalık yerler gibi) o zaman güvenlik camları tercih edilebilir. Kişisel kullanım için ise aşırı derecede güvenlik istiyorsanız teperli ya da lamine cam tercih edebilirsiniz. Bizim önerimizse lamine camdan yana olur. Çünkü teperli cam normal camdan 5 kat daha dayanıklı olsa bile kenarlardan gelen sert darbelere karsı hassastır. Temperli camin kırılması ise başka hiçbir şeye benzemez ortalık bir saniye içinde savaş alanına döner. Kırılan camin en büyük parçası serce parmağınızın tırnağından daha küçük olur ve akvaryumunuzdaki su 1 saniye içinde boşalır. Bununla birlikte temperli bir cam da ufak tefek darbelerle kırılmaz. Sert bir metalin gövde yüzeyine ya da cam kanarlarına sert çarpması gerekir. Temperli bir cami patlatmak her ne kadar zor olsa bile olası bir kazaya karsı lamine cam akvaryum için daha güvenli olacaktır. Lamine camlar normal camlar gibi kırılırlar ancak dağılmazlar. Yani lamine camdan akvaryumunuzun cami kırılsa bile dağılmadığı gibi kırılan alandan bir damla su bile sızmaz. Akabinde akvaryumunuzu güvenle boşaltıp balıklarınızı ve malzemelerinizi emniyetli bir yere alıp kırılan cami değiştirme olanağınız olur.

Akvaryumunuzun her zaman kaliteli plakalardan kesilmiş sıfır camdan yapılmış olmasını tercih edin. Çıkma camlar dükkan, ofis vs vitrinlerinden; bina dış cephelerinden, sınai üretimde kullanılan (yani üzerinde sıcak döküm yapılan) ve pimapen camlardan sökülerek ve temizlenerek kullanılan camlardır. Bu tür camlar da temizlendiklerinde sıfır cam gibi görünseler bile kırılganlıkları çok yüksektir ve esneme kabiliyetleri sıfır camlara Göre çok daha azdır. Buna camın pişmesi denir. Cam dış ortamda güneş altında bekledikçe, ya da üzerine sıcak döküm yapıldıkça (pleksi glass dokumu, lokum imalatı, boya vernik imalatı vb.) doğal nemini ve esnekliğini yitirir. Bu tür camlar ebatlandırmak için kesilirken kesim yerlerinden düzgün kırılmazlar, kesim yüzeylerinde kılcal çatlaklar kalır. Akvaryumda kullanılan bu tür camlar suyun uyguladığı kuvvet karşısında sürekli risk altında olur. İlerde bu kılcal çatlaklar ilerleyerek camin çatlamasına neden olabilir. Bunun dışında her sektör ve üründe olduğu gibi cam konusunda da Çin ve Tayland malları Türkiye pazarında cirit atıyor. Ucuz olduğu kadar da adi maalesef. 10 mm ithal cam 8 mm Trakya cam kadar bile sağlam değil ve düşük yoğunluğu nedeniyle akvaryum yapımında kullanıma kesinlikle uygun değil. Şişe Cam’ın bir markası olan Trakya Cam ise Avrupa standartlarında üretilen ve Avrupa ülkelerinin tamamına ihraç edilen kaliteli ve yüksek dayanımlı bir camdır. Trakya cam Avrupa'da en kaliteli 2. cam olarak seçilmiş ve belgelenmiştir.

Bu soru kişiye göre değişmekle birlikte aslında tek bir doğru cevabı vardır. Tabi ki sump sistem. En asgari düzeyde kurulmuş bir sump sistemi dahi iyi bir dış filtre ile kıyaslanamaz. Sump sistemlerinin sağladığı avantajlar kısaca şöyledir. Akvaryumunuzdaki su hacmini artırır, su daha kararlı hale gelir, serbest düşüş ile sumpa inen su iyice kırılır ve oksijen yönünden zenginleşir, en kötü sumptaki medya alanı en iyi dış filtreden daha fazladır, sump içinde aerobik bakteriler de kolonileşir anaerobik bakterilere göre en az 10 kat daha iyi iş görürler. Sump sistemi üzeri açık olduğu için nitrit nitrat ve amonyak sudan çabuk uzaklaşır, bakımı ve temizliği çok kolaydır hatta temizlik gerektirmez, kullandıkça verimi artar, dip çekimli kule sistemleri ile sürekli dip temizliği yaparlar, tüm ekipmanları (ısıtıcı motor vs) kendi içinde toplar akvaryum içinde sadece balıklarınız ve dekorlarınız görünür vs vs vs. Dış filtrelerde sadece oksijensiz ortamda üreyebilen bakteriler kolonileşir. Bu nedenle esasında nitrat deposu gibidirler. Sık temizlemek gerekir çabuk tıkanır, kullandıkça verimi düşer, her temizlikte filtre içindeki bakteri popülasyonu zarar görür. Bu ve daha birçok neden dolayı sump sistemini tercih etmenizi öneririz

Kurulum Öncesi Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;

* Akvaryumunuzu üzerine koyacağınız sehpa, akvaryumunuzun dolu ağırlığını taşıyabilecek güçte olmalıdır. Bununla birlikte sehpanız esnememelidir ve dengeli bir yapıda olmalıdır ve tüm ayakları yere tam olarak basmalıdır.
* Sehpanızın üst tablası, akvaryumunuzun taban ölçüleriyle aynı veya daha büyük olmalıdır. Akvaryum tabanından daha küçük olan sehpalar hem dengesiz olurlar hem de risk taşırlar.
* Sehpanızın zemininde ya da üst tablasında herhangi bir eğrilik ve gönyesizlik olmamalıdır.
* Sehpanızın yüzeyi ile akvaryumunuz arasında yumuşak bir strafor ya da yer matı olmalıdır. Strafor ufak pürüzleri ve gönyesizlikleri bertaraf edecektir. Kullanılacak olan Strafor düşük yoğunluklu ve yumuşak bir yapıda olmalıdır.
* Akvaryumunuzu sehpasına yerleştirdikten sonra su doldurmadan önce tüm ayaklarının yere tam olarak bastığını kontrol edin. Havada olan bir ayak ya da kenar var ise su doldurmadan önce sehpanızı zemine göre tesviye edin.

Kurulum Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;


*Akvaryumunuza önce sadece 1-2 cm su doldurarak tabandaki suyu su terazisi gibi düşünerek gözlemleyin. Tabanda ciddi bir eğim sorunu var ise akvaryumu doldurmaya başlamadan önce bu sorunu halledebilirsiniz.
* Akvaryumunuza su doldurmadan önce kum, kaya, hava ekipmanları, ısıtıcı, filtre tesisatı vb ekipmanların kurulmuş ve yerli yerinde olmasına dikkat edin.
* Akvaryumunuza su doldurmaya başladığınızda sağından solundan su kaçırmadığını gözlemleyerek doldurunuz. Akvaryumunuzun %50'lik kısmını doldurduktan sonra doldurmaya devam ederken yapışma yüzeylerini de incelemeye başlayın. Su seviyesi yükselirken yapışma yüzeylerinde hava kabarcıkları oluşmaya başlayabilir bu yüksekliği fazla olan akvaryumlarda görülebilir bir durumdur ancak yapışma yüzeylerindeki silikon rengi beyaz bir renk alırsa su doldurmayı durdurunuz ve imalatçısından yardım ve inceleme isteyiniz. Normal bir akvaryumun yapıştırma yüzeyleri boşken nasıl görünüyorsa doluyken de öyle görünmelidir.
* Akvaryumunuzun tamamını doldurduktan sonra ilk gün her 2 saate bir yapıştırma yüzeylerini kontrol edin. Yapıştırma yüzeylerinde bos haline göre farkı bir durum sezerseniz imalatçısından yardım isteyin.
Kurulum Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;


* Akvaryumunuz su doluyken her ne şartta olursa olsun yerinden oynatmamalısınız Akvaryumunuzu içinde su varken taşımaya kalkışmayın. Bu tur işlemler için suyun tamamını boşaltmanızı öneririz.
* Akvaryumunuza kütlesi ağır, kaya vb. dekorasyon ekipmanları eklerden mutlaka suyun %50'lik kısmını boşaltarak eklemelisiniz. Kütlesi ağır materyalleri akvaryumunuzun taban camına direkt oturtmayınız. Altına strafor ya da suya salınım yapmayacak yumuşak bir bir malzeme koyunuz.
* Akvaryumunuzu bosken de, doluyken de her zaman darbelerden koruyunuz.
* Akvaryumunuzun mobilya aksamına su temas etmemesi için dikkat ediniz. Mobilya kapak kullanıyorsanız her gün havalandırınız ya da buhar cami kullanınız.
* 2 Ayda bir defa akvaryumunuzun kapağını yerinden alarak aydınlatma tertibatını ve kapak iç çeperini siliniz.
* Sağlıklı balıklar yetiştirmek için balık yükünüze ve akvaryum hacminize uygun bir filtre ve uygun filtre materyalleri kullanın. Hiçbir zaman akvaryumunuzun suyunu %100 değiştirmeyin bununla birlikte belli oranlarda düzenli su değişimleri yapmayı ihmal etmeyin.
* Akvaryumunuzun mobilya aksamını sürekli kuru turunuz ve camları da dahil olmak üzere içerden ve dışarıdan silmeyi unutmayınız. .